SEN VE BEN

SEN VE BEN


herkes dört gözle tatili beklerdi
bense okulların açılmasını
çünkü seni görmek vardı koridorlarda
ve bana güleceğin günü beklemek.

ben okul bahçesindeki ağaca, başharflerimizi
sen gönlüme sevdanın adını yazmıştın
ben sırama isimlerimizi
sen kalbime ilk aşkı yazmıştın.

senden sonra sana yazdığım şiirlerden
haberin bile yok
ve yağmur yüzüme vuruyor
ve soğuk.

okuldan sonra
her dolma kalem, her lacivert kravat
her beyaz gömlek ve yakalık
ve her 12 aralık
sen gelirsin aklıma
çocukluk işte, belki de ilk Aşk
belki de ilk delilik.

seversin demiştin ya hani bundan sonra da
inan ki o kadar kimseyi sevemedim
ve o iki kelimeyi senden sonra kimseye
ama kimseye söyleyemedim.

belki hiç olmadın benim için
belki de azdın
ama olsun
ben hep sana şiirler yazdım.

ceketimi ve kravatımı saklıyorum hala
birinin üzerinde tebeşir
birinin üzerinde ayran lekesi
ve Seni Seviyorum Hala
elmayı da, havayı da, suyu da

ve bilmeni istemiyorum hala
sana şiirler yazdığımı
ve bilmeni istemiyorum bütün bunları
çünkü herşey böyleyken güzel
en dokunulmamış, en yaşanmamış
ve en tadılmamış haliyle.

bir sahilde elele dolaşılmamış
ve bir kafede çay içilmemiş haliyle
herşey
böyleyken güzel belki de

ama sen gönlüme sevdanın adını yazmıştın
ben aşkına tutulmuş bir deli candım
sen gönlüme sevdanın adını yazdın
ben aşkına tutulmuş seni ararım.
Seni Seviyorum...
Yazar : Uğur Arslan

KIRILMAK...

En sevinçli anında, birden hüznün gelmesidir kırılmak, gönlün kapanması bazen, en sevdiklerini düşünmemektir kırılmak. Ayağına batan o parçayı bir çırpıda çekip çıkarmaktır. Hatırlamak istemediğin eskiye ait ne varsa kovmaktır kapından ve kilitlemek tüm özürlere kalbinin pencerelerini,
kırılmak; niye, nasıl, neden olduğu değil kime kırıldığın vardır sadece hafızanda....asırlar bile geçse sen yapıştırsan da aradan sızar ve hatırlarsın eskiye ait ne varsa...
Bugün sevgili arkadaşımızı reçelin sayfasından aldığım bir şiir tadında yazıyı paylaşmak istedim ben çok beğendim eminim sizlerde beğeniceksiniz...:)) LİNK ATMAYI BECEREMEDİM AMA ADRESİNİ YAZIYORUM MUTLAKA ZİYARET EDİN ÇOK BEĞENİCEKSİNİZ...(hayatreceli.blogspot.com)gönlüne emeğine sağlık sevgili arkadaşım iyiki bloğunu tanımışım...sevgiler...

CESARETİM YOK



Cok sey degildi istedigim
Birazcik hayalin
Birazcik sicakligin
Varligini istemeye cesaretim yok
Duslerimde biraz sevisme
Sabaha dudaklarinin tadi ile uyanma
Tenine dokunmayi istemeye cesaretim yok
Belki seni seviyorumlari sessizce bagirmak
Belki ummak senden gelecek aski
Ama askimi haykirmaya cesaretim yok
Gozlerini dusledim biraz
Bakislarina doldurdum ilani asklari
Ama gozlerine bakmaya cesaretim yok
Sakli bir askin koynunda
Sicak sohbetlere kandim
Gulusunu calip yuregime
Sesinin tinisinda masallar dinlemek istedim biraz
Gulusunde ask siirlerimi okumaya cesaretim yok
Deniz kiyisinda elele dolasmanin sevdasinda
Koyun koyuna sabaha yolculukta
Hepsinde senin olabilme ihtimalinde
Biraz sevdayi dusledim ben
Senden sevdani istemeye cesaretim yok
 
Gassan Satar
Yazık ne mazi yazık
Anlatmaya yoruldum
Sen benden vaz geçince
Ben o gün de vuruldum

Yazık günah ben oysa

Kardelen gibi
Acıyla boy veren gibi

Seni severdim

Hüznün koynunda
Seni severdim
Hem uyanık, hem uykumda
Seni severdim
Ve sana rağmen yine severdim
Dar ağacı ip boynumda
Sen aşkı anlamaz bilmez
Gül yansa ağlamaz sakin
Ben akmayan göz yaşında
Seni severdim
Sen hisli korkak savaşçı
Aşkı kime satmış hain
Ben her savaş meydanında 

Seni severdim
(alıntıdır)

DOST

Sokrates bir ev yaptırmış nasılsa;
Eş dost başlamış kusur bulmaya:
Kimi içini beğenmemiş:
Kızmayın ama demiş;
Şanınıza layık değil odaları.
Kimi cephesine çatmış:
Karşıdan görünüş berbatmış.
Hepsine göre de çok darmış bu ev.
Kim sığarmış bu kulübeye?
Koca Filozof: Ah, demiş, keşke bu evin
alabileceği kadar
Gerçek dostum olsa !
Sokrates'in sözü yerinde;
Bir ev dolusu gerçek dost nerede?
Sözde herkes dost, ama gel de inan.
Dosttan bol şey de yok dünyada,
Dosttan az şey de.

La Fontaine

ANLATAMIYORUM

Ağlasam sesimi duyar mısınız,
Mısralarımda;
Dokunabilir misiniz,
Gözyaşlarıma, ellerinizle?

Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
Bu derde düşmeden önce.

Bir yer var, biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum…
(orhan veli kanık)

DUMAN

Benim bu derdim
Ne yağan yağmurda
Ne yalancı sonbaharda
Ne bomboş sokaklarda...

Kırılmış her yanım
Kaybolur zaman saçlarında
Gözlerim sokaklarda
Sebebi isyan aşkım...

İçim yanar, içim kanar da
İsyan!
Geriye bir avuç yalan
Beni bu derde sen attın da, gittin ya kafam hep duman...

(netten alıntıdır)

KAYIP

Hazin bir siyaha boyandı bulutlar
İkimize ağlar bu nazlı yağmurlar
Umudum azaldı, geçiyor zamanlar
Ayrılık efendi, kulu biz aşıklar


Ellerin avcumda soldu
Yaralı bir ürkek kuştu
Biten bir aşktan çırpınıp uçtu


Yolun açık olsun demek isterdim
Boğazım düğümlü, sözlerim kayıp
Bir daha ömrümce kimseyi sevmem
Çünkü bu bedende yüreğim kayıp


Beyaz cennetlerden inecek melekler
Seni korur onlar; dualar, dilekler
Bense bu sevdanın uzak gurbetinde

Savrulurum her gün senin hasretinle


Yarım kalan bir hikayeyiz artık seninle
Ayrı yollara yürüyoruz
Hayat bu...
Serseri bir rüzgar gibi estin sen şimdi uzaklara
Ben göğsümde solgun bir gülle yaşarım yıllarca
Yaşamaksa bu!
Ayrı akşamlara yatıp
Ayrı sabahlara uyanırız bundan sonra
Hataları aşk sanıp
Başka tenlerde avunuruz boşuna
Ve gizli gizli yaralanırız
Şunu bil ki daima
Ben, en güzel yeri hatırana saklarım
Talan olmuş gönül bahçemde
Saçlarımda tel tel hüzünlerle
Gözlerimde azalan güneşlerle
Ben hep seni beklerim bu şehirde
Bir gün dönersin diye

Kendine iyi bak ey sevgili!

Kendine iyi bak eYsevgili! 


SELAM dostlar yeniden sizlerle birlikte olmak çok güzel paylaştığım şiiri umarım sizde beğenirsiniz ben çok beğendim,sevgiler...

Gençlik ve Yaşlılık Üzerine -Bernard SHAW

Gencim ben… Yaşamımda bir şeyler olmasını öylesine istiyorum ki…
Onların yaşına gelince niçbir olaya karışmadan yaşamak isteyeceğimi söylüyorlar.
Onların yaşında değilim ki ben…

Gençler hep bağışlanır, ama onlar kendilerini hiç bağışlamaz;
...yaşlılar hiç bağışlanmaz, ama onlar kendilerini hep bağışlar.

Yaşlanınca, hele benim gibi çok, çok yaşlanınca, düşler sürekli kendiliğinden gelir. Ne korkunçtur bilemezsiniz! Gençken yalnız geceleri uyursunuz, deliksiz bir uykuya dalarsınız. Sonraları, öğle üstü de başlarsınız kestirmeye. Daha sonraları sabahları bile uykudan gözünüzü açamazsınız. Yorgun uyanırsınız; bezgin, yaşamaktan bıkkın… Uykudan ve düşten kurtulamazsınız bir daha…

Gençlerin yaşlılar için yapabilecekleri tek şey, onları sarsarak güne uyabilmelerini sağlamaktır.

Gençken ben, kadınlarla erkekler çekinirlerdi birbirlerinden ve hiç dost olamazlardı birbirleriyle…
Hiçbir şey gerçek değildi. Romanlarda görülen türden bayağı, sahte, dayanılmaz bir nezaket!
Kadınca bir utangaçlık! Erkekçe bir şövalyelik!
Evet demek isterken hep hayır demeler!
Çekingen ve içten insanlar için yalnızca günah ödenen bir yaşam…

Bazı çocuklar akılca daha yaşlıdırlar ana babalarından ve bazı yetmişlikler daha gençtir torunlarından.

Ömrün yetmiş yılı yararlılıkla, doğrulukla, sevecenlikle, iyi niyetle geçmişse ve bu yıllar onurunu hiç yitirmemiş bir ruhun, canlılığını hiç yitirmemiş bir beynin yaşamıysa, bunlar yetmelidir insana, çünkü, bunlardır sonsuz ve ölümsüz olan ve böyle yaşamış birinin on yılı başkalarının otuz yılına değerdir.

SENİ UZAKTAN SEVMEK...

'Seni uzaktan seviyorum...' diye düşündü erkek içinden.
'Yaklaşmadan, anlatmadan, anlaşılmadan....
Ben seni beklentisiz seviyorum.
Hiçbir şey ummadan, talepte bulunmadan, hayal bile kurmadan.

...Kendi içimde taşıdığım sessiz sedasız bir sır bu.
Ben belki de senden çok bu sırrı seviyorum.'
____
'Seni uzaktan seviyorum....' diye geçirdi kadın içinden

ve başını çevirdi.
Bakmadı bile ondan yana. Bakması gerekmedi.
____
Uzaktan sevmek daha güzeldir bazen.
Ne incitir, ne acıtır. Ne yaralar ne kanatır.
Gözlerinle görmediğin ama sesini duyduğun,
Varlığıyla huzur bulduğun bir denizin
Yakınında yürümek gibidir böyle sevmek...
Uzaktan sevmek en güzelidir bazen."

Elif Şafak...